Blog Birinci Dünya Savaşı’na Giden Süreç ve 18 Mart’ın Önemi

Birinci Dünya Savaşı’na Giden Süreç ve 18 Mart’ın Önemi

Birinci Dünya Savaşı, hiç şüphesiz o zamana kadar insanlığın gördüğü en büyük felaketlerden bir tanesi, belki de en büyüğü idi. Bu savaş, doğal olarak pek çok değişikliği de beraberinde getirdi. Avrupa’daki iktisadi dengelerin sarsılması, Alman yayılmacı politikaları, Afrika’daki kolonicilik faaliyetleri, Rusya ile Avusturya Macaristan’ın Balkanlar üzerindeki hakimiyet mücadeleleri ve İkinci Sanayi Devrimi gibi pek çok problem, Birinci Dünya Savaşı’nın arka planını hazırladı. Fakat fitili ateşleyen ise Avusturya- Macaristan tahtının varisi Arşidük Franz Ferdinand’ın Sarajevo/Bosna’da, Sırp bir terör örgütüne mensup olan 19 yaşındaki Gavrilo Princip tarafından, 28 Haziran 1914’te öldürülmesi oldu. Suikasti takiben Avrupalı devletler, silsile şeklinde birbirlerine savaş ilan etmeye başladılar.

İlk savaş ilanı Avusturya- Macaristan tarafından, Sırbistan’a yapıldı. Sırbistan’ın müttefiki olan Rusya da bu durum karşısında, aynı gün Avusturya- Macaristan’a savaş ilan etti. Sonra sırasıyla Almanya, Rusya ile Fransa’ya, Birleşik Krallık ise Almanya’ya savaş ilan etti.

Takip eden dönemde Avusturya- Macarsitan/ Almanya ittifakına Bulgaristan ile Osmanlı; Birleşik Krallık/ Fransa/ Rusya/ Sırbistan tarafına da İtalya ve Japonya katıldı. İtilaf Devletleri olarak adlandırılan bu ilk grup 1916’da Romanya, 1917’de de Amerika Birleşik Devletleri ve Yunanistan’ın katılımıyla büyürken, İttifak Devletleri ise sabit kalacaktı. Ancak Ekim Devrimi yaşanan Rusya da savaştan 1918’de çekilecekti.

Osmanlı Devleti’nin savaşa giriş vesilesi Goben drednotu ve Breslau kruvazörü oldu. Almanya’nın Akdeniz filosuna mensup Goben ve Breslau, Cazeyir’in Philippeville ve Bone limanlarını bombaladıktan sonra, İtalya’nın Messina limanına gelmiş, bu arada savaş başladığı için liman, İngiliz ve Fransız filosunca abluka altına alınmıştı. Tarafsızlık ilkesi gereği İtalya’nın, gemilerin ayrılmasını istemesi üzerine limandan çıkan Goben ve Breslau zırhlıları, ablukayı yararak Çanakkale Boğazı istikametine doğru seyre geçtiler.

İngilizler ve Fransızlar tarafından, Osmanlı makamlarından, Çanakkale Boğazı’na giriş yapan zırhlıların iadesi talep edilse de cevap olumsuz oldu ve Amiral Souchon, Osmanlı donanmasında görevlendirildi. Goben ile Breslau da 80.000.000 Mark karşılığında Almanya’dan satın alındı. Osmanlı bu gemileri, Birleşik Krallık’tan satın alınan ancak daha sonrasında el konularak İngiliz Donanmasında HMS Agincourt ve HMS Erin adıyla hizmete alınan gemilerin diyeti olarak görüyordu.

Bahriye Nezareti tarafından 9 Eylül 1914’te “Donanma Birinci Komutanı” ünvanı verilen Souchon, bir İngiliz- Fransız saldırısında, Çanakkale Boğazı’nın korunamayacağını düşünüyordu ve Enver Paşa’nın da isteğiyle, Almanya’dan bir deniz müfrezesinin, boğazların tahkimatı için getirilmesi kararlaştırıldı. Başında Amiral Von Usedom ile Amiral Merten bulunan, 15 subay, 281 astsubay ve erden müteşekkil birlik, 29 Ağustos 1914’te Bakırköy’e geldi. Souchon’un tavsiyeleri doğrultusunda bu dönemde boğazların korunması amacıyla bölgede mayınlama yapılırken, torpido hattı da oluşturuldu. Aynı zamanda Draç, Musul, Akhisar ve Kütahya torpidobotlarından oluşan bir filotilla kuruldu. Giresun gibi mayın gemileri vasıtasıyla da Almanya’dan mayın getirtildi.

Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşına girişi açısından, 27 Eylül’de önemli bir olay yaşandı. Bu tarihte Çanakkale Boğazı’ndan keşif için çıkan Akhisar torpidobotuna, bölgedeki İngiliz filosunca, boğaza geri dönmesi ve o tarihten itibaren Boğaz’dan çıkacak her Türk gemisine ateş açılacağı bildirildi. Bu gelişme üzerine Enver Paşa tarafından, Çanakkale Boğazı’nın tüm yabancı gemilere kapatılması emri verildi. Böylelikle Rusya zor durumda bırakılıyordu. Ancak Osmanlı’yı savaşa sürükleyen asıl hamle ise Karadeniz’de bulunan; Odesa, Kefe ve Novorsisky adındaki Rus limanlarının 29 Ekim 1914’te Osmanlı Donanmasınca bombalanması oldu. Bu olayın hemen ardından Ruslar hem karadan hem de denizden saldırıya geçtiler. Ardından 5 Kasım’da İngiltere ve 6 Kasım’da da Fransa, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.

Çanakkale’ye bir askeri harekat gerçekleştirilmesi fikri ise Avrupa’da savaşın çıkmaza girdiği ve Rusya’nın müttefiklerinden yardım istediği bir ortamda kararlaştırıldı. Birleşik Krallık Amirallik Birinci Lordu Winston Churchill ve Savaş Bakanı Lord Kitchener’ın kararları doğrultusunda başlatılan harekatta amaç, bir deniz gücüyle boğazları geçip İstanbul’a ulaşmak, Rusya’ya yardım sağlamak, Almanya’ya Balkanlar’da baskı kurmak ve Osmanlı’yı savaş dışı bırakmaktı. Ayrıca Osmanlı’ya karşı kazanılacak böyle bir zaferin, Hindistan ve Mısır’da da baskı oluşturacağı düşünülüyordu.

Harekat planı, 28 Ocak’ta onaylandı ve Çanakkale’de ilk deniz bombardımanı 19 Şubat’ta gerçekleştirildi. Filo 14 İngiliz, 4 Fransız savaş gemisinden ve bunlara destek veren yardımcı gemilerden oluşuyordu. Hava fotoğraflarının, Türk mevzilerinin susturulduğu şeklinde yorumlanması ile birlikte gemiler, boğazı geçmek için denemede bulundular. Ancak geçiş için yaklaşıldığında açılan karşı ateş sonrası, amaçlarında muvaffak olamadıklarını anlayarak geri çekildiler. Takvimler 25 Şubat’ı gösterdiğinde saldırılar devam ediyordu. Temel taktik özünde hep aynıydı. Savaş gemileri yaklaşık 9 mil mesafede bekleyerek, Türk mevzilerini ateş altına alıyorlardı.

Türk bataryalarının inatçılığının yanı sıra, bu saldırılarda coğrafi koşullar da İtilaf Devletleri’ne hiç yardım etmiyordu. Boğaz, gemilerin manevra kabiliyetlerini tamamen ortadan kaldıracak kadar dar iken, bu bölgelerde bulunan Türk istihkamları da oldukça iyi berkitilmişti. Saldırılar bu koşullar altında, bataryaların tamamen susturulduğuna kanaat getirilen 7 Mart tarihine kadar sürdü. Ancak yine hata yapılmıştı. Boğazlardan geçme denemesinde bulunduğunda, Türk topçusu karşı ateşe başlıyordu.

Aslen boğaz kenarındaki topların imha edildiği yönünde bu kadar sık yanılgıya düşülmesinin sebepleri arasında, gerçekleştirilen atışlar sonrası bataryaların barut gazı ile dolması dolayısıyla atışlara belirli periyotlarla ara verilmesi ve Türk topçusunun cephanesini daha kısa mesafeli angajmanlara saklama düşüncesi de bulunuyordu. Bu şartlar altında rahatsızlanan Filo Komutanı Amiral Sackville Hamilton Carden, yerini 16 Mart’ta Amiral John Michael de Robeck’e bıraktı.

John de Robeck, sadece iki gün içerisinde büyük bir saldırı gerçekleştirmeyi kararlaştırdı ve 18 Mart tarihinde, bir kez daha deneme yapıldı. John de Robeck’in komutasındaki HMS Queen Elizabeth 10:30’da boğaza giriş yaptı, onunla birlikte diğer gemiler de iki saf halinde boğaza girdiler. İlk hedef Mecidiye Tabyası idi. HMS Lord Nelson Namazgah Tabyası’nı ve HMS Inflexible ise Hamidiye Tabyası’nı bombalayacaktı. Bu gemiler, atışlara 11:30’da başladılar. Türk topçusu da karşı ateşe başladı.

Gün ortasına doğru Çimenlik ve Hamidiye tabyaları bastırılmıştı. Bunun üzerine Amiral Robeck; FS Bouvet, FS Charlemagne, FS Gaulois, FS Suffren, HMS Triumph ve HMS Prince George gemilerinden oluşan ikinci gruba öne geçmeleri için işaret verdi. Yapılan yoğun bombardımanlar sonucu bazı mevkiler susturulabilmişse de merkezi tabyalar genel itibariyle karşılık vermeye devam ediyorlardı. Planın ikinci aşaması başarıyla tamalandığında; HMS Ocean, HMS Irresistible, HMS Albion, HMS Vengeance, HMS Swiftsure ve HMS Majestic’ten oluşan üçüncü dalga ön plana geçecekti.

Ancak tam olarak FS Suffren liderliğindeki Fransız gemileri manevra yaparken, beklenmedik bir şey oldu. FS Bouvet bir mayına çarparak iki dakika içerisinde battı. Mürettebattan sadece 20’si kurtulabildi. Ardından Inflexible da bir mayına çarptı ancak o, hasara rağmen Gökçeada’ya ulaşabildi. Kısa bir süre sonra Irresistible da mayına çarptı. Gemilerin her üçü de Nusret’in kurbanı olmuşlardı.

Bölgenin mayınlı olduğunu fark eden Robeck saldırıyı durdurdu. Ancak tam çekilme gerçekleştirilirken bu sefer de Ocean mayına çarptı ve diğer gemiler gibi Türk topçusunun hedefi haline geldi. Günün sonunda saldırıya katılan 16 gemiden 3’ü batmış, 2’si iş göremeyecek halde bakıma muhtaç hale gelmiş, diğer gemilerin çoğu da hasar almıştı.

18 Mart’ta kazanılan zafer ile müttefikler, Çanakkale’nin denizden geçilemeyeceğini anladılar ve General Ian Hamilton ile Lord Herbert Kitchener’ın iradaleri doğrultusunda, Çanakkale’nin deniz kuvvetlerinin desteği ile karadan zorlanmasına karar verdiler. Ancak bu plan da başarılamayacaktı. En nihayetinde ise Çanakkale Savaşı; 28.000 Britanlayı, 10.000 Fransız, 7.595 Avustralyalı, 2.431 Yeni Zelandalı, 1.500 Hintli ve 66.000 Türk askerinin hayatına mal olacaktı.

Modern Türkiye’nin kurulmasında önemli bir eşik olan Çanakkale Savaşı, Balkan Savaşları sonrası Türk halkının moralini yükseltmiş, bağımsızlığa olan tutkusunu perçinlemiş, Mustafa Kemal Atatürk’ün yıldızının parlamasını sağlamış ve Türk halkına yeni bir lider kazandırmıştır. Tüm bunların yanında, Türkleri ana vatanında malup ederek, sömürgeleri üzerindeki egemenliğini güçlendirmek isteyen Birleşik Krallık’ın planı, kelimenin tam manası ile geri tepmiş ve önce Çanakkale Savaşı, sonrasında da Milli Mücadele ile Türkiye’nin ard arda elde ettiği başarılar, İngiliz sömürgelerindeki bağımsızlık hareketlerini ateşlemiştir.

Kaynakça:

  • A la une: le centenaire de la bataille de Gallipoli/ Courrier de l’institut du Bosphore
  • Expédition des Dardanelles/ René GHIGLIONE
  • Mustafa Kemal Atatürk, le père des Turcs/ Musee de la Grande Guerre
  • La Turquie fille de la guerre/ Jean Marcou
  • The Naval Campaign in Gallipoli- 1915 Lessons Learned/ Air War College
  • The Gallipoli Campaign,1915/ Commonwealth War Graves Commision
  • The Failure of the Allied Naval Dardanelles Campaign Explained/ Gregory Jason Bell
  • Centenary Of The First World War The Gallipoli Campaign/ The Commonwealth And Ireland Service To Commemorate The Centenary Of The Gallipoli Campaign
  • Gallipoli in the First World War/ Prof. Dr. Recep Boztemur
  • The Gallipoli Campaign Learning from a Mismatch of Strategic End and Means/ Raymond Adams
  • The First World War 1914- 1918/ Juan Carlos Ocaña Aybar
  • The Great War, 1914–1918/ Internet Resources
  • La Prima Guerra Mondiale e L’Impero Ottomano. Le Carte di Ernesto Membelli,Adetto Militare Italiano a Constantinapoli (1914- 1915)/ Roberto Sciarrone
  • 18 Mart Çanakkale Deniz Savaşı/ Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran
  • 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı: Sebepleri, Gelişimi ve Sonuçları/ Yaşar Semiz
  • Osmanlı Belgelerinde Çanakkale Muharebeleri I/ T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı
  • Birinci Dünya Harbi Çanakkale Savaşları’na Genel Bakış ve Az Bilinenler Çanakkale Savaşı Denizde mi Kazanıldı?/ S. Murad Hatip
  • Amiral Souchon’un Donanma Komutanı Olması ve Rus Limanlarının Bombalanması/ Ozan Tuna