Blog Türk Hava Kuvvetleri Hakkında Yapılan İlk Film: Şafak Bekçileri

Türk Hava Kuvvetleri Hakkında Yapılan İlk Film: Şafak Bekçileri

“Uçmanın benim için ne demek olduğunu bunca yıl anlatamadım size. Bunca yıldır hep aynı çekişme! Şu şehrin gürültü patırtısından, pisliğinden nefret ediyorum. Ancak göklere çıktığım zaman kendimi buluyorum, hür olduğumu hissediyorum.”

- Şafak Bekçileri

1963 yılında, bir hava üssünün kapıları ilk kez sinemacılara açılıyor. Halit Refiğ yönetmenliğindeki Şafak Bekçileri, Türk Sineması’nda havacılık rüzgarları estiriyor. Halk, Hava Kuvvetlerinin envanterini, havacı askerlerin ve diğer personelin günlük yaşantısını izleme şansını ilk kez buluyor. Türk Hava Kuvvetleri, filmin yapımcılığını ve başrolünü üstlenen Göksel Arsoy’a büyük destek sağlıyor. F-86, T-33, “baba” F-100 ve efsanevi C-47… Filmde hepsini görmek mümkün. Eskişehir 1. Ana Jet Üssünde çekilen Şafak Bekçileri, dönemin gençlerine büyük bir ilham veriyor. Film gösterime girmeden önce Hava Kuvvetlerine yapılan başvurular üç yüz civarındayken, film sonrasında bu sayı yedi bini buluyor.

Göksel Arsoy için havacılık, çocukluğundan bu yana süregelen bir tutku. Babasının Kayseri’deki 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığında sivil mühendis olmasının etkisi büyük. Halit Refiğ’e göre, gökyüzüyle ilgili anlamına gelen Göksel isminin verilmesi de babasının uçaklara olan merakından kaynaklanıyor. Dahası, Göksel Arsoy’un kayınpederi emekli general ve zamanın Hava Kuvvetleri Komutanı İrfan Tansel’in yakın dostu. Göksel Arsoy’un havacılıkla ilgili film yapmayı hayal etmesi çok normal. Hayalini gerçekleştirmek için 1963 yılında kolları sıvıyor. Önce Türk Hava Kuvvetlerine gidiyor ve resmi izin alıyor. Sonra da projeyi, daha önce Gençlik Rüyaları (1962) filminde birlikte çalıştığı Halit Refiğ’e götürüyor.

Göksel Arsoy ve Halit Refiğ, senaryoyu yazmaya başlamadan önce Eskişehir’e gidiyor. 114. Filo, filmcilerin karargâhı haline geliyor. Refiğ, orada bulunan askerlerin hikayelerini dinliyor ve 4 ayda senaryoyu hazırlıyor. Ek konuşmaları hazırlayan Sadık Şendil, romantizm öğelerini artırıyor. Ancak Refiğ, Arsoy’un da onayını alarak daha gerçekçi bir senaryo yazıyor. Senaryonun son halinde, pilot psikolojisi ve Türk ordusunun modernlik ve teknolojik yeniliklerdeki öncü rolü vurgulanıyor.

Aynı dönemlerde renkli çekilen Jet Pilot (1957) ve The Crowded Sky (1960) gibi Amerikan filmleri bile başarısız olurken, Şafak Bekçileri’ni çekmek büyük bir risk. Bu nedenle, senaryo yazım aşamasında ve çekimler esnasında filme birçok eleştiri geliyor. Yeşilçam patronlarının çoğu, “Kimse bu filmi izlemez.” diyor. Ne var ki, film gösterime girdiğinde büyük başarı elde ediyor, hasılat rekorları kırıyor. 6 yıl boyunca hiçbir film Şafak Bekçileri’nin yanına bile yaklaşamıyor.

Otto Preminger’in Exodus filminden alınan, Ernest Gold imzalı müzik eşliğinde filmimiz açılıyor. Yapılan kaydırmalı çekimle F-100’leri daha yakından görme imkânı buluyoruz. Ardından Üsteğmen Göksel Akıncı (Göksel Arsoy) ve Üsteğmen Faruk (Ekrem Bora), uçaklarına biniyor ve dönem için devrim niteliğindeki hava çekimleri başlıyor. Kısa bir süre sonra, Üsteğmen Akıncı’nın uçağında bir şeyler ters gidiyor. Mecburi inişe geçen Akıncı’nın uçağı infilak ediyor. Gençleri Hava Kuvvetlerinden soğutur gerekçesiyle sansür kurulundan geçmeyen sahne, İrfan Tansel’in araya girmesiyle kabul ediliyor.

Arsoy, 2014 yılında bir röportajında “Hollywood bile savaş uçağıyla aşk filmi çekileceğini 1986’da Top Gun’la anladı.” derken haksız sayılmaz. Çünkü kahramanlık ile aşk hikayesinin bir arada ilerlemesi, erkekler arasındaki şakalaşmalar gibi Hollywood’un sonraki döneminde gördüğümüz öğeler ilk kez Şafak Bekçileri’nde kullanılıyor. Diğer yandan, 1960’larda Türk Sinemasında hâkim olan toplumsal gerçekçilik akımını da temsil ediyor. Ağalık düzeni ve kadının toplumdaki yeri gibi dönem Türkiye’sindeki unsurlar gösteriliyor. Ağanın eziyeti yüzünden köylülerin yıllardır süregelen acıları anlatılıyor. Kadınlara hiçbir konuda söz hakkı verilmemesi eleştiriliyor. Ama en önemlisi de ilerleme için ordunun ve eğitimin gerekli olduğu vurgulanıyor.

Şafak Bekçileri, birçok açıdan ilk olma özelliği taşıyor. Eskişehir’de çekilmiş ve havacılıkla ilgili ilk film olmasının yanı sıra, usta bir oyuncunun keşfedilmesine de ön ayak oluyor. Eskişehir 1. Ana Jet Üssünde Asteğmen Doktor olarak görev yapan Fahrettin Cüreklibatur, Halit Refiğ’in dikkatini çekiyor. Asteğmen, kimi aksaklıklardan ötürü Şafak Bekçileri’nde yer alamıyor. Ancak Halit Refiğ Gurbet Kuşları filmini çekeceği sıra doktor rolü için Cüreklibatur’a teklif götürüyor. Bugün hepimizin tanıdığı Cüneyt Arkın, böylece sinema dünyasına adım atmış oluyor.

Bunun yanı sıra, filmde birçok gerçek pilotlar ve askerler de ufak roller alıyor. Örneğin, Üsteğmen Akıncı’nın pilot arkadaşı rolünü, 1995 – 1997 yılları arasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı yapmış olan Ahmet Çörekçi üstleniyor. Üs komutanı rolünde ise 1976 Isparta uçak kazasında hayatını kaybeden THY pilotu Celal Topçuoğlu’nu görüyoruz. Filmin sonlarına doğru, Üsteğmen Akıncı şehit olan asker pilotlarına bir saygı duruşunda bulunmayı da ihmal etmiyor.

Bütün imkansızlıklara rağmen Şafak Bekçileri, bugüne kadar Türk Hava Kuvvetleriyle ilgili yapılmış en başarılı film olma özelliğini koruyor.