Blog “İnternetin Silahları”: Ağ Merkezli Harp, Komuta Kontrol ve Gelecek

“İnternetin Silahları”: Ağ Merkezli Harp, Komuta Kontrol ve Gelecek

"Savaş, çağının bir ürünüdür."[XXIII]

Harp sahasının tabiatını birçok şey etkileyebilir; teknolojik gelişmeler, muharebe yöntemleri, iklimsel değişimler, ticari gelişmeler, siyasi gelişmeler vd. ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından kamuoyu gündemini baskın olarak asimetrik sahada gerçekleşen terörle mücadele operasyonları ve iç savaş haberleri meşgul etmektedir. Dünya ordularının birincil operatif mücadele alanlarını da esasen bu hususlar oluşturmaya devam ederken; son yıllarda ise asimetrik harpler ile konvansiyonel simetrik harplerin ve elektromanyetik spektrumun iç içe geçtiği hibrit/karma savaşlar gündemi domine etmeye başlamıştır. Esasen bu sahaların algılanması ve analiz etmesi operasyon icra etmesi gibi zorludur.

Uzun süredir gündeme gelen gelişmeler savunma sanayii çevrelerinde de çeşitli fikirlerin çarpışmasına neden olmaktadır. Yeni operasyonel konsept fikirleri, savunma ve saldırı ekipmanları ise fikirlerin odağını oluşturmaktadır.

Genel manada gündemi meşgul eden gelişme ve konular şu şekilde:

  1. İHA/SİHA’ların asimetrik ve simetrik harpteki etkisi ve ağır zırhlı araçların hava savunması
  2. Asli hava savunma sistemleri dışındaki (İHA, KMO, “Güdümlü Roket” vs.) unsurlar ile hava savunma görevleri icra edilmesi ve farklı ağ sistemlerinin haberleşmesi
  3. Ateş destek vasıtalarının daha uzun erimli daha hassas mühimmatlara sahip olması ve ağ ile kullanımı

Yeni nesil muharebe

1. İHA/SİHA etkisi ve alınan dersler

Bahar Kalkanı Harekâtı’nda Bayraktar TB2 ve ANKA-S/B İHA ve SİHA’ların MAM-L gibi maliyet etkin bir mühimmat ile gösterdiği olağanüstü başarı oldukça dikkat çekti.[I, II, III] Daha sonra Bayraktar TB2’nin Libya’daki “Pantsir avı”[IV] ve en sonunda 2020 Karabağ bölgesi Azerbaycan-Ermenistan çatışmalarında gösterdiği avcı rolü sansasyonel etkiler yarattı. Gelişmeler İHA ve SİHA’ların modern harp sahasındaki etkisi üzerine çok sayıda araştırma ve tartışmaya neden oldu.[V] SİHA’ların fiili etkisi kadar kamuoyu nezdindeki ve cephedeki askerler üzerindeki psikolojik etkisi ise akademik çalışmalara konu olacak düzeyde etkin bir şekilde gerçekleşti.

Ancak alınan bu sonuçların sadece İHA/SİHA etkisi boyutu ile değerlendirilmesi bu sistemlerin yeni nesil muharebe anlayışındaki yerinin belirlenmesi açısından son derece kısır kalacaktır. Bahar Kalkanı Harekâtı’nda İHA/SİHA’ların sadece avcı olmadıkları, ISR (İstihbarat, Gözetleme, Keşif) rollerinin çok büyük kazançlar sağladığı unutulmamalıdır.[VI] Keza özellikle Bahar Kalkanı Harekâtı’nda İHA/SİHA faaliyetlerinin ateş destek vasıtaları ve hava bombardımanı ile yoğun bir şekilde desteklendiği ve elektromanyetik spektrumda da harekâtı desteklemek için taarruz ve destek sistemlerinin kullanıldığı unutulmamalıdır. Ayrıca İHA/SİHA’ların faaliyet yaptığı bölgelerin güvenliğinin -Rejime ait savaş uçaklarına karşı- Barış Kartalı HEİK (Havadan Erken İhbar ve Kontrol) uçağı ile desteklenen F-16 savaş uçakları ile sağlandığının göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek. Bahse konu hususlar göz önüne alındığında burada sistem bazında değerlendirmeler yerine gerçekte daha da karmaşık olan operasyonel sahanın yönetiminin zorluğu ve bunun nasıl gerçekleştirildiği üzerine düşünülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Şekil 1: Sistemlerin Operasyonel Konumlandırmaları

Dolayısı ile özellikle Şekil 1'e göz atıldığında burada SİHA/İHA’ların başarısının sadece ürünlere yönelik olmadığı, bu ürünleri kullanan komuta kontrol yapısının ve ilgili teknik altyapının son derece önemli olduğu fark edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’de gerçekleştirdiği harekâtlar Ordu Komutanlığı bünyesinde kurulan harekât merkezlerinden yönetildi. TSK Entegre Muhabere Sistemi (TAFICS) sayesinde harekâta katılan birliklerin üs komutanlıklarından (örnekler: 8. Ana Jet Üs Komutanlığı, 14. İnsansız Uçak Sistemleri Üs Meydan Komutanlığı) harekât merkezine bilgi akışı sağlanmaktadır. Topçu birlikleri gibi dinamik birliklerin bilgi akışı ateş idare sistemleri aracılığıyla Taktik Saha Muhabere Sistemi (TASMUS) tarafından harekât merkezine aktarılabilmektedir. Ayrıca bu komuta kontrol altyapısı sayesinde sadece Kara ve Hava Kuvvetleri insanlı/insansız unsurları değil Deniz Kuvvetleri’ne ait SİHA’lar da bölgede görev almıştır.

Yine Türkiye, topçu sistemlerine (ADOP-2000) ve hava savunma sistemlerine (HERİKKS) yönelik geliştirdiği komuta kontrol sistemleri gibi elektronik harp sistemleri için de komuta kontrol sistemi (“Elektronik Harp Komuta, Kontrol ve Koordinasyon Sistemi-EHKKS”) geliştirmektedir. [XVIII][XIX]

Azerbaycan ve Ermenistan sahasına bakıldığında ise SİHA/İHA’ların destekleyicisinin özellikle kıymetli hedefler göz önüne alındığında ateş destek vasıtalarından vurucu İHA (VİHA) sistemlerine kaydığı gözlemlenmektedir. Keza Azerbaycan Harop vurucu İHA ile Ermenistan S-300 hava savunma sistemini vurduğu görüntüleri Bayraktar TB2 SİHA ile kayda almıştır.[XI]  Hatta Bayraktar TB2 SİHA Ermeni topçularını imha ederken Orbiter tipi vurucu İHA’nın TB2’nin kadrajına girdiği gözlemlenmiştir.[XII] Bahse konu sahada Azerbaycan’ın topçu sistemlerini kullanımı daha geleneksel kalmıştır. Bu bölgede nasıl bir müşterek harekât yapısı kullanıldığı ile ilgili sağlıklı bir değerlendirmeye izin verecek ölçüde bilgi bulunmamaktadır.

2. Alternatif hava savunma unsurlarının oluşturulması ve farklı ağ sistemlerinin haberleşmesi

Çin’in artan ekonomik etkisini korumak ve çıkarlarını muhafaza etmek üzere askeri gücünü artırması ve Çin denizi bölgesinde yaşadığı gerginlikler neticesinde ABD, Pasifik bölgesine daha fazla dikkat etmek durumunda kaldı. Çin’in nitelik ve nicelik olarak çok hızlı bir şekilde gelişim göstermesi ve nitelik açısından geri kaldığı noktaları nicel bir şekilde doldurmak üzere hızlı bir askeri büyüme gerçekleştirmesi ABD için de yeni çözümler oluşturma noktasında baskı oluşturdu.

F-22, F-35 ve XQ-58'in kol uçuşu

ABD ile Çin arasında yaşanacak olası bir savaş durumunda ABD’nin Pasifik bölgesine yayılan askeri varlıkları (özellikle Okinawa ve Guam) çok sayıda tehdit ile başa çıkmak zorunda kalacak.[VII] Böyle bir senaryoda uçaklar, akıllı mühimmatlar, seyir füzeleri gibi onlarca mühimmatın Çin tarafından ABD unsurlarına yöneltileceği bilinmekte. Kara tabanlı mevcut hava savunma sistemlerinin böyle bir senaryoda yeterli gelmeyeceği ve/veya bu sistemlerin hızlı transferleri için vakit olamayabileceği ihtimallerine karşı ABD hava savunma şemsiyesini genişletme ve destekleme isteği içerisinde. Ayrıca mevcut hava savunma sistemleri ile hedeflerin imha edilmesi aşırı maliyetlere sebep olduğu için sürdürülebilirlik açısından önemli zorluklar bulunmakta. Bu nedenle mevcut sistemler ile hava savunma ağını güçlendirmek büyük önem arz etmekte.

ABD’nin bu doğrultuda yaptığı üç önemli deneme şunlar:

  • KMO ile seyir füzesini simüle eden hedef uçağın vurulması:
    • ABD Ordusu Eylül ayında yaptığı bir testte KMO ile Mach-5 hıza ulaşan Hypervelocity Projectile (HPV) mühimmatı kullanarak seyir füzesini simüle eden BQM-167 hedef uçağını vurdu. Test ABD’nin yeni geliştirdiği bir komuta kontrol sistemi olan Gelişmiş Savaş Yönetim Sistemi (GSYS - Advanced Battle Management System/ABMS) denemesinin bir parçası olarak icra edildi. Sistem uydular, kara tabanlı radarlar, savaş uçakları gibi çok sayıda sensörden gelen verileri birleştirerek muharebe sahasının dijital resmini çıkartıyor. Yapay zekâ ile desteklenen sistem daha sonra belirli bir hedefi yok edebilecek dost unsurları belirleyerek komutanlara vurucu unsuru seçecek menü oluşturmakta.[VII]
    • Bu denemeyi mümkün kılan en önemli teknolojilerden bir diğeri ise BAE Systems’ın yüksek hızlı hassas güdümlü HPV mühimmatı. Obüs şimdilik düşük hızlı bir seyir füzesini simüle eden hedef uçağı vurdu. Ancak BAE Systems, mühimmatın daha yüksekten gelen ve daha hızlı olan balistik füzelerin de vurulabileceğini iddia ediyor. Mühimmatın elektromanyetik toplar için geliştirilen bir sürümü de bulunuyor. Bahse konu deneme bu açıdan elektromanyetik toplar ile hava savunma icra edilmesine yönelik bir ışık kaynağı konumunda. [VIII]
  • SİHA ile seyir füzesini simüle eden hedef uçağın vurulması:
    • ABD Ordusu tarafından yine Eylül ayında yapılan testte AIM-9X Block II füzesi entegre edilmiş MQ-9 Reaper SİHA ile bir BQM-167 hedef uçak vuruldu. Test yine ABMS denemesi kapsamında gerçekleştirildi. Aynı şekilde ABMS tarafından SİHA yer kontrol istasyonuna aktarılan bilgiler çerçevesinde MQ-9 hedef bölgeye yönlendirildi ve çift yönlü veri bağı bulunan MQ9X Block II füzesini hedef uçağa ateşledi. ABD Hava Kuvvetleri test ile ilgili, “Müşterek Tümleşik Komuta ve Kontrol (Joint All Domain Command and Control/JADC2) sistemi tarafından yer kontrol istasyonuna kritik bilgiler sağlandı. ABMS sistemi entegrasyon ve hedef keşfinden operasyon hasar değerlendirme aşamasına kadar geçen süreçteki toplam süreyi kısalttı.” açıklamasında bulundu.[IX]
  • Savaş uçağı ile seyir füzesini simüle eden hedef uçağın vurulması:
    • ABD Ordusu tarafından Aralık 2019’da yapılan bir testte F-16C savaş uçağı APKWS II (lazer güdüm sistemi takılmış 70mm Hydra roketi) kullanarak seyir füzesini simüle eden BQM-167 hedef uçağı vurdu. Bu testte kullanılan bileşenler ve/veya komuta kontrol sistemleri açıklanmadı. Ancak test görüntüleri incelendiğinde savaş uçağında AN/AAQ-33 Sniper hedefleme podu bulunduğu görüldü. Bu podun hedefi tespit ederek güdümlü roketi yönlendirmesi mümkün.[X]
  • Farklı link/bağ sistemleri kullanan uçakların haberleşmesi:
    • 9 Aralık’ta ABD Ordusu Yuma Deneme Sahası’nda F-22 Raptor ve F-35 Lightning II savaş uçakları ile XQ-58A Valkyrie İHA kol uçuşu gerçekleştirdi. Uçuşta iki insanlı ve bir insansız muharip uçak, gatewayONE arayüzü üzerinden birbirleriyle gerçek zamanlı veri alışverişi denemeleri gerçekleştirdi. Denemelerde F-35 ve F-22 arasında ilk kez çift yönlü veri alışverişi gerçekleştirildi. ABD Hava Kuvvetleri test ile ilgili açıklamada “Bu test, Gelişmiş Savaş Yönetim Sisteminin (ABMS) temelini oluşturan açık mimarinin dönüştürücü savaş etkisinin en son göstergesiydi.” ifadelerini kullandı. Valkyrie ilk kez F-22 ve F-35’ler ile otonom bir uçuş icra etti ancak bu denemede iletişim yükleri ile bağlantılar başarılı olmadı.[XX]

Silahların İnterneti”: JADC2 ve ABMS – Siyah Gri Beyaz – Arda Mevlütoğlu

Kurulmaya çalışılan yapı, tüm silah, sensör ve bilgi-iletişim sistemlerini birbirine bağlayacak bir çeşit "nesnelerin interneti" (Internet of Things - IoT) olarak nitelendirilebilir. Bu yapıya, daha doğrusu konsepte ABD Savunma Bakanlığının verdiği isim ise Joint All Domain Command and Control (JADC2).

Joint All Domain Command and Control (JADC2), tüm harekât ortamlarını kapsayan müşterek bir komuta kontrol konseptini ifade ediyor. ABD Savunma Bakanlığının JADC2 ile hedefi, tüm kuvvetlerin (hava, kara, deniz, deniz piyadeleri ve uzay) tüm tespit, teşhis, takip sistemlerini tek bir iletişim ağında birleştirmek.

ABD Hava Kuvvetleri JADC2 konsepti kapsamında, Advanced Battle Management System (ABMS) adını verdiği komuta kontrol ve muhabere sistemini geliştiriyor. Başka bir deyişle ABMS, JADC2'ye giden yolda ABD Hava Kuvvetlerinin önerdiği çözüm yolu; elde edilmek istenen kabiliyetin üzerine çatılacağı omurga.

ABMS projesi esasen, E-8C JSTARS harp alanı komuta kontrol uçağının yerini almak üzere yeni bir sistemin geliştirilmesi için başlatılmıştı. Kısaltmanın ilk hâli "Airborne Battle Management System" (Hava Konuşlu Savaş Yönetim Sistemi) idi. Ancak zaman içerisinde dağıtık mimari üzerinde, tüm sensör ve silahların birbirine bağlandığı bir proje, daha doğru bir ifadeyle "sistemler sistemi" kavramına dönüştü ve şimdiki adını aldı.

3. Ateş destek vasıtalarının daha uzun erimli daha hassas mühimmatlara sahip olması ve ağ ile kullanımı

Yine öncelikle ABD tarafından yürütülen uygun maliyetli, yüksek hassasiyetli ve çoklu adetçe kullanılabilir mühimmatlar geliştirilmekte ve/veya mevcut mühimmatlar bahse konu kullanım konseptine uyarlanmaktadır.

ERCA XM113 Obüs

Bahse konu uyarlamaların örnekleri şunlar:

  • Yeni nesil obüs topu ile daha uzun menzillere erişim:
    • ABD Ordusu tarafından yürütülen ERCA (Extended Range Cannon Artillery/Artırılmış Menzilli Topçu Silahı) Programı kapsamında mevcut 30-40 km menzilli topçu sistemlerinin 70-120 km menzillere daha isabetli atışlar yapması amaçlanmaktadır. Program kapsamında mevcut M109A7 KMO’nun 39 kalibrelik topu 58 kalibre top ile değiştirilerek M109A8 isimlendirmesi ile test edildi. Mevcut top tüpü 2 metre uzarken 450 kg daha ağır hâle geldi. ERCA Programı kapsamında yine doğrudan Pasifik bölgesi ihtiyaçlarına vurgu yapılmakta.[XI]
  • Mevcut ve yeni nesil obüs sistemlerine yönelik itki destekli mühimmatlar:
    • ERCA Programı şemsiyesi altında XM1155 ERAP (Uzun Menzilli Topçu Mühimmatı/Extended-Range Artillery Projectile) Projesi kapsamında 100 km menzile ulaşması beklenen ramjet itkili bir obüs mühimmatı geliştirilmektedir.[XII] Hareketli hedeflere angaje olabilecek mühimmatın kara ve denizdeki hedefleri vurabilmesi hedeflenirken proje kapsamında Raytheon, Boeing, Northrop Grumman ve General Dynamics firmaları yarışmaktadır.[XIII]
  • Savaş uçağının yönlendirdiği ateş destek vasıtasının hava savunma tehdidini imha etmesi:
    • ABD Ordusu topçu birimleri ve ABD Hava Kuvvetleri tarafından Aralık 2019’da gerçekleştirilen testte hava savunma sistemini simüle eden bir hedef F-35 Lightning II savaş uçağı tarafından tespit edilerek hedef bilgileri karadaki topçu birliklerine aktarıldı. Topçu birlikleri M142 HIMARS sistemiyle F-35 tarafından sağlanan bilgilere göre hedefi imha etti.[XXI] Lockheed Martin tarafından yayımlanan Hassas Saldırı Füzesi (Precision Strike Missile / PrSM) tanıtım videosunda bahse konu konsept birebir şekilde işlendi.[XXII]

Ortak nokta

ABD’nin yaptığı bu denemeler alternatif silah arayışının ötesindedir. Hâlihazırdaki bu denemelerdeki ana etken ağ merkezli harp ve veri alışverişi noktasında önem kazanmaktadır. Sistemlerin tümleşik olarak çalışması ve en önemlisi bu verilerin çok hızlı bir şekilde etkin biçimde işlenerek ilgili birimlere gönderilmesi KMO ile BQM-167’nin vurulması örneğinde görüldüğü gibi kabiliyet kazanımının merkezinde bulunmaktadır. Dolayısı ile burada öncelik; farklı sensör ve ekipmanlardan çok hızlı biçimde verilerin alınması, uygun şekilde işlenmesi ve uygun komuta kontrol yapısında görevlendirilmeleridir.

Çin'in A2/AD kapasitesi

Bahse konu gelişmelerin kendi içlerinde önemli ortak noktaları bulunmaktadır. ABD özelinde bakıldığında bu gelişmelerin Çin etkisiyle yapıldığı görülmektedir. Tabii bu konumda tek etken Çin değildir. Rusya’nın da bu konuda önemli etkisi bulunmakta. Rusya ve Çin’in çok farklı sistemler ile destekledikleri (hava savunma sistemleri, elektronik harp vasıtaları, seyir füzeleri, topçu roketleri, kıyı savunma bataryaları, savaş uçakları vd.) A2/AD (Anti Access/Area Denial - Erişimi Engelleme/Bölgeden Men Etme) stratejisi [XIV] ABD’yi katmanlı, tümleşik, maliyet etkin ve hızlı saldırı ile savunma konseptleri oluşturma konusunda zorunlu tutmakta. Ancak madalyonun diğer yüzünde; Yemen bölgesindeki çatışmalar, Bahar Kalkanı Harekâtı ve 2020 Karabağ bölgesi Azerbaycan-Ermenistan çatışmaları incelendiğinde katmanlı ve tümleşik saldırı ve savunma organlarının gerekliliğinin sadece Çin ve Rusya gibi hasımlara karşı olmadığı ortaya çıkmıştır.

Her zaman olduğu gibi “tankların gerekliliğinin” yeniden tartışılmasının asli sebebi de budur. Olaylar sadece sistem bazındaki eksiklikler ile yetersiz yapıdaki hasımların kabiliyetleri üzerinden tartışılmakta ve ortaya konan sonuçların doğru yorumlanmamasına neden olmaktadır.

Tanklar ve ağır zırhlı araçların konumu üzerine

Tanklar muharebe sahasına çıktığı günden günümüze ulaşan süreçte sürekli olarak ölümcül tehditler ile karşı karşıya kalmış, bu sayede hızlı gelişimlerini devam ettirmişlerdir. Hâlihazırda tanklar ve ilgili diğer zırhlı araçların (ZMA-ZPT) günümüz muharebe ortamında gerekliliği üzerine yapılan tartışmalar sahanın gerçeklerinden uzak kalmaktadır. Sahadaki askerin hâlen ağır bir zırh altında ölümcül ve etkin bir ateş vasıtasına olan ihtiyacı ortadan kalkmamış aksine artmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’de gerçekleştirdiği operasyonlar buna en büyük örnektir. TSK’nın her türlü hava üstünlüğüne ve ateş destek vasıtasına sahip olmasına rağmen tanklar piyadelerin ana destekçisi olmuş, hendekler, barikatlar ve tahkimat noktalarını aşmada ana vurucu unsur olarak sahadaki yerini korumuştur. Ancak günümüzde sahadaki tankların hemen hemen hepsinin ana tasarım dönemlerinin Soğuk Savaş dönemine ait olduğu unutulmamalıdır. Dolayısı ile muharebe sahasında savaş uçaklarından piyade sistemlerine her unsurun dönüşüme uğradığı, yeni nesil sensör kabiliyetleri edindiği ve günümüz ağ tabanlı tümleşik harbe hazırlandığı dönemde bu unsurların ayak uydurmadığı senaryolarda başarısızlığın kaçınılmaz olması şaşırtıcı değildir. Günümüzde mekanize birliklerin ihtiyacı tümleşik bir hava savunma ve elektronik harp ağı altında görev yapmaktır. Ayrıca sistem bazında aktif koruma sistemlerinin hard-kill/çarparak imha sistemlerine ihtiyaçları bulunmaktadır. Dolayısı ile tartışma konusu tankların gerekli-gereksiz oluşu değil, tank ve diğer ilgili zırhlı birliklerin genel yapısının nasıl şekillenmesi gerektiğidir.

Sona doğru

Yazıdaki tüm etmenler dikkate alındığında ortaya çıkan sonuç, her ne kadar günümüzün popüler cümlesi  “Eğitime, bilime, teknolojiye, robotiğe ve AR-GE’ye yatırım yapmalıyız.” lafzı gibi olsa da; odaklanılması gereken “Müşterek Harp ve Ağ Merkezli Harp”tir. Ancak odak noktada sadece teknolojik yeterlilikler ve birikimler yer almıyor. Geleceğin harp yapısına yönelik olarak tüm muharebe sistemlerinin belli bir ağ çerçevesinde haberleşmesi, onların harekât sırasında müşterek olarak kullanılabilmesi için yeterli değil. Asli olarak silahlı kuvvetler içerisindeki kurmay yapısının, komuta kontrol tertibinin ve görev saha planlamalarının bunlara uygun olarak tadil edilmesi ve yapılandırılması gerekmektedir. Müşterek bir harp sahası kurgulandığında hangi komuta yapısının hangi bölgeden sorumlu olacağı çok net değildir.

Ağ Merkezli Harp; silah sistemlerinin, sensörlerin ve komuta kontrol sistemlerinin birbirileri ile iletişim halinde beraber kullanılmasını ve -göreceli olarak- daha yatay bir hiyerarşi oluşmasını içermektedir. Esas itibarıyla Ağ Merkezli Harp, savaş alanındaki bilgili varlıkları etkili bir şekilde birbirine bağlayarak bilgi üstünlüğünü savaş gücüne çevirir. Amiral Jay Johnson ağ merkezli harp ile ilgili "platform merkezli savaştan temel bir değişim" nitelendirmesi yapmıştır.[XXIII]

Müşterek Harp; silahlı kuvvetlerin çeşitli hizmet kollarının merkezi bir birleşik komuta yapısında görev almasını içerek askeri bir doktrindir. Hava kuvvetleri, donanma, özel kuvvetler, deniz piyadeleri vd. gibi unsurların bir tamamlayıcı biçimde ulusal ve uluslararası çapta kombine olarak kullanılabilmesi bu doktrinin önemli bir parçasıdır.

 Örneğin hava kuvvetleri tarafından bir tehdit algılandığı, bu tehdide en yakın unsurun deniz kuvvetleri bağlısı bir muhrip olduğu değerlendirildiği ve doğrudan bilgilerin aktarıldığı senaryoda aradaki iletişim ve yönlendirme hangi komutanlık (Deniz, Hava) tarafından yapılacak? Tehdidin algılanması ve teşhisi sonrası yapılan operasyona yönelik ikincil hasar değerlendirmeleri gibi süreçleri hangi kuvvetler yönlendirecek?

Nitekim Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan Joint Concept Note 2/17 - Future of Command and Control raporunda Afganistan’daki çok uluslu Helmand Görev Gücü’nün komuta kontrol yapısının bölgenin karmaşık yapısına cevap veremediği, resmi ve gayriresmi iki komuta kontrol yapısı oluştuğu aktarılmaktadır. Ayrıca bölge için gayriresmi olarak oluşturulan komuta kontrol yapısının ortama daha etkili destek verdiği belirtilmekte. [XV] Belgede yeni nesil komuta kontrol yapısı oluşturulurken müttefik ülkelerin ve olası müşterek harekat alanlarının düşünülmesinin önemi vurgulanıyor.

SİHA/İHA’lar ile icra edilen operasyonlar, KMO’lar ile seyir füzesinin vurulması, daha uzun erimli topçu mühimmatlarının geliştirilmesi; tüm bu operatif faaliyetlerin başarısı güçlü ve etkin bir komuta kontrol ve iletişim sistemi inşasından geçmektedir. TSK bünyesindeki TAFICS bunun en büyük örneği olmakla birlikte TSK’nın farklı kuvvet unsurlarını (Kara Kuvvetleri – Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri – Hava Kuvvetleri vd.) birlikte kullanmasının ana unsuru iletişim ve komuta kontrol altyapısıdır.

Şekil 3: Komuta ve kontrolün kesişen doğası[XV]

Geleceğin muharebe sahasının kilit noktasını da bahse konu iletişim ve komuta kontrol yapıları ve bu yapılara uygun siyasi-askeri kuvvet yapıları şekillendirecektir. Yazının genelinde de örneklendirilen ve/veya anlatılan komuta kontrol yapılarının iç içe geçmiş ve farklı birimleri içeren yapılar oluşturduğu görülmektedir. Şekil 3’te komuta kontrol yapısının kesişen unsurlarına ve farklı katmanlarına yer verilmiştir. Şekil 3’te komuta kontrolün, sahadaki gerçek bildirim ve hareketlerin ağ yapısına geçişi, daha sonra bilgi hâline gelmesi, oradan insanlara aktarılması, değerlendirilmesi ve tekrar sanallaştırılması hususları anlatılmıştır. Bu durum komuta kontrolün karmaşıklığını göz önüne sererken komuta kontrol ile ilgili kurgunun oluşturulurken sanal ve gerçek geçişin önemine dikkat çekmektedir.

Gelecekteki komuta kontrol yapılarının oluşmasında askeri yapıların etkinliği göz önüne alınırken sivil-siyasi yapıların da bu ağda yer alacağı ve karar mekanizmasındaki etkinliğinin göz önünde bulundurulması gerektiği unutulmamalıdır. Komuta kontrolü karmaşık hâle getiren unsurlardan biri de budur. Ayrıca çok farklı yapılardaki bağ (link) ve iletişim sistemlerinin ortak ağda veri alışverişi yapabilmesi teknik anlamdaki önemli zorlukların başında gelmektedir.

Özellikle kurgu hâlinde birçok faydası sayılabilen ağ merkezli harp aynı zamanda veri güvenliği ve yüksek maliyetler gibi önemli negatif izlenimler bırakmaktadır.

Dipnot: Dönemin Savunma Bakan Yardımcısı / Ağlar ve Bilgi Entegrasyonu (OASD / NII) Ofisinde Araştırma Direktörü David S. Alberts 1999 yılında ilk basımı yapılan "NETWORK CENTRIC WARFARE: Developing and Leveraging Information Superiority" kitabının önsözünde "Ağ Merkezli Harp hakkındaki fikirlerin ve deneyimlerin evriminin hızı göz önüne alındığında, bir 'yazılı medyanın' buna ayak uydurması imkansızdır." demişti.[XXIII] Günümüzde, bu hıza, dijital medyanın dahi yetişmekte zorlandığını açıkça ifade etmek gerekiyor.

"Yorum ve önerileri için Sayın Arda Mevlütoğlu'na teşekkürlerimi sunuyorum."

Fatih Mehmet Küçük

Kaynakça:

  1. TSK Geleceğin Muharebe Ortamını Sergiliyor | Bahar Kalkanı Harekâtı – Defence Turk – Kadir Doğan [Erişim Tarihi: 06.12.20] 
  2. TSK tarafından vurulan Rejime ait Su-24 savaş uçağı ve Rejimin hava savunma sistemleri – Defence Turk – Ahmet Alemdar [Erişim Tarihi: 06.12.20]
  3. Bahar Kalkanı Harekâtı’na Dair Gözlemler 1: Türk Tipi Keşif – Taarruz Kompleksi mi? – Siyah Gri Beyaz – Arda Mevlütoğlu [Erişim Tarihi: 06.12.20] 
  4. Hâkimiyet Savaşı | Defence Turk Libya Dosyası, “Silah & Savaş Vekaleti” – Defence Turk - Fatih Mehmet Küçük [Erişim Tarihi: 06.12.20]
  5. Türkiye'nin İHA Teknolojisi ve Kullanımının Literatürdeki Yansımaları – Siyah Gri Beyaz – Arda Mevlütoğlu [Erişim Tarihi: 06.12.20]
  6. Türkiye’nin Askeri Dönüşümü: İdlib ve Libya Örnekleri - ORSAM - Arda Mevlütoğlu, Sertaç Canalp Korkmaz [Erişim Tarihi: 06.12.20]
  7. ABD Ordusu obüs ile seyir füzesini simüle eden hedef uçağı vurdu – Defence Turk – Fatih Mehmet Küçük [Erişim Tarihi: 06.12.20] 
  8. ‘Sci-Fi Awesome’—A U.S. Army Howitzer Just Shot Down A Cruise Missile – Forbes - David Axe [Erişim Tarihi: 06.12.20] 
  9. MQ-9 Reaper Drone Fires Live AIM-9X Block II AAM At BQM-167 Target Drone Simulating a Cruise Missile – The Aviationist – David Cenciotti [Erişim Tarihi: 06.12.20]
  10. Air Force Tests Laser Guided Rockets In The Air-To-Air Role To Shoot Down Cruise Missiles – The Drive – Joseph Trevithick [Erişim Tarihi: 06.12.20]
  11. ABD Ordusu yeni uzun menzilli topçu silahını test etti – Defence Turk – Fatih Mehmet Küçük [Erişim Tarihi: 06.12.20]
  12. Northrop Grumman, yeni nesil obüs mühimmatı için Ramjet motor denemesi yaptı – Defence Turk – Fatih Mehmet Küçük [Erişim Tarihi: 06.12.20] 
  13. Ramjet Topçu Mühimmatı – C4 Defence [Erişim Tarihi: 06.12.20] 
  14. Ateş Gücünün Dağıtılması – Distributed Lethality – Siyah Gri Beyaz – Arda Mevlütoğlu [Erişim Tarihi: 07.12.20] 
  15. Joint Concept Note 2/17 - Future of Command and Control - United Kingdom Ministry of Defence – sf. 4-5 [Erişim Tarihi: 07.12.20] 
  16. Azerbaycan, S-300 hava savunma sisteminin imha görüntülerini yayınladı - Defence Turk [Erişim Tarihi: 10.12.20]
  17. Azerbaycan çok sayıda İHA'yı aynı anda kullanıyor! - Defence Turk [Erişim Tarihi: 10.12.20] 
  18. Elektronik harp projelerinde imzalar atıldı – Anadolu Ajansı - Erdal Çelikel, Mustafa Çalkaya [Erişim Tarihi: 15.12.20] 
  19. ASELSAN A Bülten Sayı: 18 / Aralık 2019 sf. 13 [Erişim Tarihi: 11.12.20] 
  20. gatewayONE and attritableONE test moves joint force one step closer to “IoT.mil,” demonstrates F-22, F-35 first secure bi-directional data sharing – U.S. Air Force [Erişim Tarihi: 15.12.20]
  21. F-35 ve topçu birliklerinin ‘Müşterek Harekât’ kabiliyeti – Defence Turk - Cansu Varlı – [Erişim Tarihi 16.12.20]
  22. The next-generation, long-range Precision Strike Missile – Lockheed Martin [Erişim Tarihi: 22.12.20] 
  23. NETWORK CENTRIC WARFARE: Developing and Leveraging Information Superiority sf. 1,2 - Command and Control Research Program (CCRP) -  David S. Alberts, John J. Garstka, Frederick P. Stein [Erişim Tarihi: 25.12.20] 

 

 

  • Defence Turk; güvenlik güçleri personeline, savunma sanayii kurum/kuruluşlarına, araştırmacılara ve amatör takipçilere, savunma ve güvenlik alanında bilgi sağlamaya adanmış bir platformdur.