Blog Savunma Sanayiinde Sektörel Tecrübenin ve İnovasyonun Örnek ismi : Melih Abiş

Savunma Sanayiinde Sektörel Tecrübenin ve İnovasyonun Örnek ismi : Melih Abiş

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

1975 yılında İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) Makine Fakültesi, Uçak Mühendisliği Bölümüne girdim. Bu bölümü bitirdikten sonra aynı fakültede Makine Konstrüksiyon bölümünde yüksek lisans yaptım. Meslek hayatıma bir dişli fabrikasında “Takım Tasarım Mühendisi” olarak başladım. Dişlilerin imalatında kullanılan “Tooling” felsefesi üzerine tecrübe kazandım. Fabrikada takım tasarım şefi ve imalat şefi oldum. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.(TUSAŞ)’nin kurulmasından kısa bir süre sonra TUSAŞ’da göreve başladım. Burada sırası ile “Sheet Metal Superintendent”, “Structural Design Chief” ve “Yarasa Project Chief” görevlerini icra ettim. TUSAŞ’tan emekli olduktan sonra savunma sanayi ve havacılık adına faaliyet gösteren bir şirketin fabrika müdürlüğü görevini yürüttüm. Çalıştığım bu üç şirkette de “Kurucu Mühendislik” görevini ifa ettim. Şimdi ise Savunma Sanayii Başkanlığında Yenilikçi Sistemler Grup Başkanlığı görevini yürütmekteyim.

İTÜ Uçak Mühendisliğini kazandıktan sonra, öğrenim hayatı boyunca yaşadıklarınızın, mesleki gelişiminize etkileri nelerdir? Yaşadığınız deneyimlerden örneklerle açıklar mısınız?

Melih Abiş: Öncelikle, üniversiteyi kazandığım dönemin siyasi ve kültürel yapısından bahsetmeliyim. 80 öncesi yıllar, Türkiye için zor bir dönemdi. Ülkemiz için birçok şeyi yapmak ve başarmak istiyorduk. İşte öğrenci olduğumuz dönemler böyle bir duyguyla çalıştığımız dönemlerdi.  

Yüksek lisansınızı yaparken, çalışma alanı olarak imalat teknolojilerini seçmenizin sebepleri nelerdir?

Aslında mühendisliğin temelinde imalatı iyi bilmek yatıyor. Bugün imalat bilgisi göz ardı ediliyor. Sanki imalat altyapıları ezelden beri var da tasarımcılar olarak biz neyi tasarlarsak kesinlikle oradan çıkacak gibi bir düşünce var. Özellikle tasarım ile her şeyi yapacaklarını düşünen gençlere tavsiyem imalat konusuna da eğilmeleri ve orada neler yaşandığını görmeleri yönünde olacaktır. 

Gençler imalat süreçlerini takip ederek, mühendislik becerilerine ne gibi katkılar sağlayabilirler?

Günümüz gençlerinin hayal gücü oldukça yüksek. Muhteşem şeyler düşünüyorlar ancak bunların hayata geçirilebilir olması çok önemli. Gençler imalatın aşamalarının ve koşullarının neler olduğunu görürlerse ancak o zaman imal edilebilir tasarımlar yapabilirler. Siz tasarımda olmayacak bir istekte bulunuyorsanız o şeyler yalnızca görselde kalıyor imal edilemez oluyor. Bu yüzdendir ki sektördeki iyi tasarımcılar, imalatı bilen insanlardan çıkıyor.

 

“Uçak yaparken ise bilim ve teknolojinin  tarihçesini iyi bilmek zorundasınız. Bu kapsamda, gençlere aşama aşama ilerlemelerini tavsiye ediyorum.”

 

Uçak mühendisi olmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Gerçek bir uçak yapıyorsanız birçok detayla yüz yüzesiniz demektir. En önemli parametre de güç/ağırlık değeri. İşin başında hayalinizdeki hava taşıtının bu parametresinin literatürdeki gerçek ürünlerin değerine yakın olması çok önemli. Yani sadece hayalinizdeki gibi bir uçağı yapma lüksünüz bulunmaz. Fakat kurgu olan bir oyun programı yazarken bu mümkündür. Uçak yaparken ise bilim ve teknolojiyi ve tarihçesini iyi bilmek zorundasınız. Bu kapsamda, gençlere aşama aşama ilerlemelerini tavsiye ediyorum. Geçmişte sizin çalıştığınız konularda çalışmış insanların hatalarını ve doğrularını inceleyin. Geçmişin deneyimlerinden faydalanın ki; aynı hataları yapmadan, daha hızlı ilerleyebilin. Hataları tekrarlamamak sizlere zaman kazandıracaktır.

F-16 üretiminde “mesleki eğitim” amacıyla, içinde bulunduğunuz şirket tarafından Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ne gönderildiniz. Burada gerçekleştirdiğiniz çalışmalar süresinde elde ettiğiniz gözlemlerinizi bizlerle paylaşır mısınız? 

1985 yılının Eylül ayında, ABD’ye “mesleki eğitim” kapsamında gönderilen mühendisler arasındaydım. ABD’de uçak imalatı yapılan atölyeleri ve buradaki işlemleri gördük. Türkiye’ye geldiğimizde gözlemlediklerimizi kendi ülkemizin gerçeklerine göre düzenleyerek uyguladık. ABD’li meslektaşlarımız, bizim gözlemlerden yola çıkarak buraya teknolojiyi transfer edeceğimizi beklemiyorlardı. Biz bu sıfır teknoloji transferi yaklaşımını değiştirdik.

Peki siz bunu nasıl başardınız? Teknolojiyi nasıl transfer ettiniz?

Deneyimlerimizi fırsata çevirmeyi başardık. Gerçek bir örnek vermek gerekirse F-16’daki bir parçaya(inlet duck skin) form işlemini Amerikalı meslektaşlarımız iki ısıl işlemle ve 18 saate varan uzun sürelerle bitirebiliyorlarken bizler onlardan gördüğümüz bu işlemde aynı parçanın tek ısıl işlemle ve 3 saat gibi çok kısa sürede form imalatını başardık. Nitekim bu başarılar onların da gözünden kaçmamış olacak ki o zaman diliminde yaklaşık 90 kalem uçak parçasını Ankara yerleşkemizde bütün dünya f-16’ları için imal eder (single source) duruma gelmiştik. Şunu söylemeliyim ki Türkiye’nin gönderdiği mühendisler gittikleri çalışmalarda aktif rol almalı öğrendiklerini kendi bilgi dağarcığına işlemeli ve mevcut şartlara uyarlayabilmeli. Ancak bu şekilde başarılı hikayeleri yazılabilecektir.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş. mühendislerinin bu başarısı daha sonraki çalışmalarınıza nasıl yansıdı?

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş., dünyanın en büyüğü olan Avrupalı ve Amerikalı iki uçak üreticisine panel imalatı yapmaktadır. İmalatların, bu kadar başarılı ve havacılık standartlarına uygun yapılıyor olması, o zaman oluşturulan kültürün ve savunma sanayiinde oluşturduğumuz alt yapının bir sonucudur. Savunma Sanayii Başkanlığınca fonlanmadan, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş.’nin kendi başına kazandığı bir yetenektir. Bu çalışmaların başarısı Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş.’nin sınırları dışına çıktı ve tüm Türkiye’ye büyük katkıları oldu. Yani gerek parça imalatı ve gerekse takım (tooling) tasarım ve imalatları konularında ülke sathında pek çok alt yüklenici meydana geldi. Geçmişte Fabrika Müdürlüğünü yaptığım bahsi geçen şirket de bunlardan biridir.

F-16 üretimi için çalıştığınız dönemde karşılaştığınız güçlükler nelerdir?

Bize “Ürünleri yapamıyorsanız çok tasalanmayın. Nasılsa bunun muadili Forth Worth’da yapılıyor. Siz yapamazsanız parça oradan gelir ve montaj devam eder.” diye söylendi. Tabi ürünün bu şekilde gelmesi çok maliyetli olacaktı ve en önemlisi biz detay parça imalatçıları olarak başaramamış olacaktık. Bu durum bizi çok endişelendiriyordu. Ayrıca bir de o dönem Türkiye ile yapılan “Joint Venture” anlaşma paketi içerisinde kabul etmek istemediğimiz kalemler vardı. Biz bunu hiç istemedik ancak bunları almazsak paket içerisindeki diğer unsurları da alamayacağımızı söylediler. Biz de paketi bir bütün olarak kabul ettik çünkü paketin içerisinde teknoloji transferi için gereken diğer unsurlar da özellikle F-16 uçağının bizzat kendisi de vardı. Bunların iptal edilmesi de projeyi anlamsız kılardı. 

 

“Tersine mühendislik anlayışı, mühendis arkadaşlarımıza mesleğe adım attıkları ilk zamanlarında büyük avantaj sağlayacaktır. Bu bir öğrenim metodolojisidir, taklitçilik değildir.”

 

Peki karşılaştığınız bu ve bunun gibi güçlükler karşısında ne gibi çözümler üretiyordunuz? Krizi fırsata çevirebildiniz mi? 

Biz sorunlara karşı akılcı yaklaşmaktan yanaydık.  F-16 detay parça imalatını Türkiye’nin yapmış olması çok önemliydi. F-16 ses üstü bir uçak. Bugün F-35 nasıl bir heyecan yaratıyorsa o dönemde F-16 aynı heyecanı yaratıyordu. Sayısal kontrollü imalat teknolojilerinin yeterince yaygın olmadığı bir dönemde böyle bir teknolojiyi içselleştirmiş olmak bizim için ciddi bir başarıdır. 

TUSAŞ'ta çalışırken T129 ATAK Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri için çok az bir bütçe ile güdümsüz roket podu tasarladınız ve Türkiye'yi yurt dışından alındığında ciddi maliyetler altına sokacak bir yükten kurtardınız. Bu süreci bize aktarır mısınız?

 Roket podunun tasarımını ve imalatını tek başıma yaptım. Sektörün içinde olmanın verdiği avantajdan ve yaşımın getirdiği tecrübelerden faydalandım. Bence bazı ürünlerin tabiri caizse “Amerika’yı yeniden keşfederek” üretilmesine gerek yok. Bu şekilde üretilmeye çalışılan bazı ürünler ya bilinen ürünün benzeri oluyor ya da var olan ürünün bile altında kalıyor. İşte bunların hepsi de zaman ve para kaybı demek. Ben roket podunu yaparken sektördeki benzerlerinin yapısını inceledim. Daha sonra da kendi ürün konfigürasyonumu tasarladım. Tabii bunu yaparken yukarıda bahsettiğim imalat tecrübemin büyük yararını gördüm. Firmaların ortalıkta gezen ürünleri bakmasını bilen gözler için detaylı bilgilerle dolu. Bunlardan faydalanarak ürünü zaman kaybetmeden tasarladım ve ürettirebildim. 

Atak helikopteri üretim sürecinde yaptıklarınız tüm gençlere örnek olacak nitelikte. Buradan yola çıkarak gençlere, üretecekleri teknolojiler hususunda vereceğiniz tavsiyeler nelerdir?

İyi bir araştırma ile geçmişteki tecrübelerden ders alınarak gidilmeli. Bu geçmişteki tecrübelerin de başka milletlerin kabiliyetleri üzerinden olmasında da hiçbir beis yok. Bazen bir ürünü sıfırdan üretmek zaman ve para kaybına neden olabilir. Tersine mühendislik anlayışını uygulamaları genç mühendis arkadaşlarımıza mesleğe adım attıkları ilk zamanlarında büyük avantaj sağlayacaktır. Bu bir öğrenim metodolojisidir, taklitçilik değildir. Gençlere tavsiyem, bilinen bir ürünün yerli üretimi için bilinen izlere basarak ilerlemeleri, olmayan bir ürünün üretiminde ise yenilikçi bir mühendislik ortaya koymaları yönünde olacaktır. 

Türkiye son 10 yılda ciddi bir “Milli Teknoloji” hamlesinde bulundu. Bunun içinde en büyük paylardan biri de savunma sanayiine ait. Savunma sanayinde yerli ve milli üretimin önemi nedir? Bunu bize yaşadığınız örneklerle açıklar mısınız?

Yerli ve milli üretim her alanda çok önemli ancak savunma sanayinde yerli ve milli üretimin önemi çok büyük. Ancak şunu vurgulamakta fayda var ki yüzde yüz yerli ve milli diye bir şey günümüz dünyasında mümkün değil. Bunun olması da gerekli değil.  Stratejik öneme sahip, sürpriz etkisi yaratacak konularda benim ülkemin de dünyaya sunabileceği ürünleri olması lazım.

Türk savunma sanayiinde ilerleme nasıl gerçekleşecek?

Teknoloji adım adım ilerliyor.  Bu sektörde belli bir yere gelmek için sizin belli merhaleleri aşıp tecrübe dağarcığınıza bir şeyleri koymanız lazım. Dünyadaki köklü şirketlere baktığınızda görürsünüz ki çok ciddi bir bilgi birikimleri var. Bu bilgi birikimleri içine başarılarının dahil oldukları kadar başarısızlıkları da dahil.  Bence bizlerin bu teknoloji yarışında onları yakalamamız için onların bu tecrübelerinin çıktılarını çok iyi değerlendirmemiz lazım. Ancak bu şekilde kaybettiğimiz zamanı kazanabileceğimizi düşünüyorum.

Şu anda Savunma Sanayii Başkanlığı Yenilikçi Sistemler Grup Başkanlığı görevini yürütüyorsunuz. Yenilikçi sistemler nedir? Kısaca bilgi verebilir misiniz?

Yenilikçi sistemler grup başkanlığı yeni bir başkanlık. Bu kapsamda kurulmuş Özgün Projeler Müdürlüğü, Yenilikçi Harekât Konseptleri, Biyomedikal ve Robotik Sistemler Müdürlüğü var.  Bizler tüm dünyada yapılan yenilikçi konseptleri takip etmeyi ve bu kabiliyetleri ülkemize de kazandırmayı hedefliyoruz. Yenilikçi projeleri öneriyoruz ve beğenilen projelerin hayata geçirilmesi için çalışmalara başlıyoruz. Kazanımlarımızla, askerimizin, özellikle asimetrik savaşta, sürpriz etkisini arttırıcı ürünlere ve sistemlere erişilebilirliğini kolaylaştırmayı amaçlıyoruz.  

Son olarak savunma sanayiinde çalışmak isteyen gençlere vereceğiniz tavsiyeler nelerdir?

Gençlerimize literatürü iyi takip etmelerini tavsiye ediyorum. Bol bol okumalılar ve kendilerini geliştirmeliler. Matematiği ve fiziği iyi öğrenmeliler. Yüksek lisans ve doktora yapmaya önem vermeliler. Bu sayede formasyonlarını arttırmalılar. Ancak hiçbir şey tek başına olmaz. Öğrendikleri şeyler masada kalmamalı. Günün sonunda ortaya hayalden öte gerçek bir ürün koymalılar ve en önemlisi gençlerimiz sınırlarını zorlamalılar. En iyisini yapmak için uğraşmalı olanla yetinmemeliler.